hırrr

hırrr
İyiyi goruyor takdir ediyor ama kotu yoldan gitmeyi tercih ediyorum.

25 Aralık 2010

çok ciddiyim

Bazen cüzdanınızın fermuarlı gözünde ,evde masanızın üstünde,okul çantanızın içinde,marketlerde kısacası her yerde görebilirsiniz beni.çok düşünmeyin tanıdınız işte 'ben herkesin hayatında farklı anlamlar taşıyan madeni 1 lirayım.'
Bazen kaldırımın kenarında oturan dilencinin önüne bırakırsınız beni yavaşça.Bazen de yılda maksimum 3 kere bu şerefe erişen fakir bir çocuğun,içinden renkli kartlar çıkan cips parası olurum.Kimi zaman Eminönünde kuşlara yem atmak için kullanırlar beni kimi zamanda okuldan çıkan ergenlerin 3 dal sigara parası olurum.Bazıları için çok büyük bir değerim vardır, bazıları ise yılda belki 8-10 kere görür beni.Kimileri benim sahtelerimi üretip piyasaya sürerler.Ben çok kızmıyorum onlara herkesin bir geçim yolu var bu ülkede.
Ama bazen çok kırıyorlar beni.'Düşen bizden değildir' deyip sokaklara atanlar bile var. Aslında alıştım artık canımı acıtmıyor eskisi kadar.Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim .Geçen gün İstiklal caddesinde, çöpçatan sitelerinde tanıştığı basit bi' kızla ilk buluşmasının ilk dakikalarını yaşayan genç arkadaşım :
Beni yere düşürdükten sonra eğilip almadığın gibi bide yeni terlemiş o iki tel bıyığının altından gülümsedin ya pis pis. Keşke imkanım olsaydı da bunu yüzüne söyleyebilseydim. Sen mükemmel bi' Orospuçocuğusun.

8 Kasım 2010

Dear son

Sevgili oğlum,
ben bunu yazdığımda sen çok uzaklarda olacaksın. Eğer şansın olsaydı belki bundan üç sene sonra şakır şakır konuşacak ,yedi yaşına geldiğinde okul adı verilen ; aslında herkesin mecbur olduğu ama hiç kimsenin sevmediği iğrenç bir şeyle karşılaşacaktın. Ben sana güzel güzel kıyafetler elbiseler alacak güzel yerlere götürecektim. 15-16 yaşına geldiğinde kızların ağzının suyunu akıtacak, hoşuna gidenlerin göbeğinden viski içecektin. 20 yaşına geldiğinde sana verdiğim harçlıkların yarısını caddedeki eczaneyle paylaşmak zorunda kalacaktın. Belkide bundan yıllar sonra kendini geliştirip bir mühendisi avukatı doktoru siktir et de cumhurbaşkanı bile olabiliten vardı eğer o plastik barajı aşabilseydin. Ne yazık ki şuan halkalı çöplüğünde, o yarı şeffaf plastiğin içinde milyonlarca kardeşinle beraber kaderine terk edilmiş durumdasın. Beni affet oğlum..

Sevgiler baban.


SPERMLERİNİZİ SEVİN ARKADAŞLAR..

17 Ekim 2010

siyah sayfalar

farklı kızlara yönel hayatı yaşa birdaha bu yaşa gelmeyeceğini unutma senden beklentileri olan insanları düşün sana emek veren insanları düşün çalış kendini geliştir hedefin yüksek olsun hayallerini düşün sakın arkana dönüp bakma sen yaptıgın yanlışlarla ve doğrularla sensin geçmişi hatırlama hakedenin kazanamadığı bu dunyada haketmeyenlerde kazanamaz asla bunu bil bi' bira çak müziğin sesini iyice aç ve unut onu..

15 Eylül 2010

Nokta.


Kırmızı bir ışık vurdu yüzüme gecenin karanlığından fırlayıp gelen ,siren sesleri kulağımı rahatsız ediyordu. Pişmanlıklar çok yaşadım bilirim ne demek olduğunu. O yüzden pek umudum yoktu yapabileceğim birşeyde , sonun yavaaş yavaş gelmesini beklemekten başka..
Bir ilişkide aldatan taraf sonuna kadar haksızdır doğru. Ama geçmişi tamamen silerek yaşanmış bütün güzelliklere anılara saygısızlık etmek midir haklılık ?
Şuan elime kalemi almamdaki amaç pişmanlığımı üzgünlüğümü satırlara dökerek rahatlamak değil ha. Evet, ben üzülüyorum ama herşeye ragmen senin yitirdiğin anlayamadığın bazı duyguları hala sol yanımda taşıdığım için üzülüyorum. Bazen kızıyorum kendime ama sonra hemen affediyorum ,egoistim ya hani..
Sadece profilinde resimleri konuşmaları gördüğümde bile yüzümdeki tebessüm hiç kaybolmuyor, kaldı ki dahasını bilsem gülmekten alıkoyamam kendimi. Yazık..
Kendini avutmanın daha akıllıca bir yolu vardır bence kaslı 2 gavurun resimlerine bakarak böylesi bize gelmez demekten başka. Büyüdüğünde sende gülüceksin kendine ama olsun eğlen şimdilerde en güzel yaşındasın..
Geriye dönüp baktıgımda sende hala benden birşeyler olduğunu görebiliyorum. Zor değil bu. Günlük konuşmalarında dahi kullandığın bazı kelimeleri 6 ay önce bilmediğini de biliyorum. Ama çevreye farklı görünmek niye onu anlayamıyorum işte.
Belki ben suçluyum ama aynanın karşısına geçtiğimde kendime yalan söylemiyorum. O yüzden sende aynanın karşısına geçtiğinde onu unuttum deme sakın..

Bizim masalımızın da böyle bitti işte ,o gecenin korkunç karanlığında..

3 Temmuz 2010

Hayatın Renkli Sayfaları -vol 2

Sayfalar göz yaşlarıyla ıslandığında eskisi kadar rahat okunamazlar ne kadar renkli olsalar da..
Yüzündeki o mutlu gülümseme kayboldu.Boşluğa bakar oldun artık.Boğazında hiç gitmeyen bir düğüm varken zihninde geçen 3 aydan kalan kısa metrajlı filmleri izliyorsun dimi ?
Meydandaki İlk karşılaşmanızda gözlerinin içi gülüyordu, dün sadece sadece kanlanmış ve ıslak bir çift göz gördüm ben.Hayallerin uçup gitti mi yoksa ? İçinde anlam veremediğin birbirine dolanmış duygular var mı seninde ? Şuan onsuz kadehini kaldırırken daha önce onunda bu odada olduğunu anımsayıp gözlerinden damlalar düşüyormu ? Daha önce onunla oturduğun koltuğa yalnız başına oturdugunda çıldıracak gibi oluyormusun ? İşte kaybetmek aynen böyle bişey.
Ama sonunda ayrılık olsa bile sırf onun huzuru-mutluluğu-geleceği için aldığın kararlar aklına geldiğinde yüzüne bir tebessüm oturuyor dimi ? İşte sevmek de aynen böyle bişey.
Güzel başladı ve güzel bitti.
Herşeye rağmen hayat devam ediyor.
Sonunun böyle olacağını nerden bilebilirdin ki ?
O sonunun böyle olacağını nerden bilebilirdi ki?
Hangi aşk adil ki ..?

04.07.2010*

Karmakarışıklaşmaktan kastınız bu olsa gerek*

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyorum sevgilim..
Gri eşofmanlarınla mor bir t-shirt vardı üzerinde ve sürekli tebessüm eden masum yüzün.Bugun odamın duvarına yazdığın 4 kelimelik bir cümle dalga geçti benimle.Birlikte çekindiğimiz fotoğraflara baktım saatlerce.Sırf sen yokken senden bişeyler kalsın diye sıktığın o parfümünün kokusunu çıkartamıyorum hayatımdan.Sen gittin ama kokun hala buralarda bi yerlerde hissedebiliyorum.Şuan yanımda olmaman değil bir daha hiç yanımda olamayacak olman benim içimi acıtıyor.Belki ordan mutlu gibi gözüküyorum ama hiçbir şey dışarıdan görüldüğü gibi değildir bunu da sen öğrettin bana .Aslına bakarsan düşünüyorum da geçen zaman bizi eskitti değilde eksiltti gibi sanki ha ne dersin.Belki de ben bunları yazarken sen gözlerini karartmış benden ne kadar nefret ettiğini anlatıyorsun o çok sevdiğin arkadaşlarına kim bilir.Her şeye rağmen mutlu olmanı dilerim..
Şimdi içmem lazım..

02.07.2010*

3 Nisan 2010

Korkarak yaşıyorsan yanlızca hayatı seyredersin . *ş.f

Güneşin tüm kaşarlığıyla gülücük attıgı bir istanbul sabahına merhaba derken aslında çoğu kişinin düşünüpte çözümleyemediği bazı şeyler vardır. Eğer 18 yaşındaysan birilerinin senden beklentileri olur. Ve işin garibi bunlardan bazılarıyla henüz tanışmamış olmandır.Şöyle diyelim biz kısadan olsun .Eğer okumaz ve lise mezunu olarak bi işe girip çalışırsan okumamış derler cebinin dolgunluğu yada gözlerindeki iş aşkı bi anlam ifade etmez vermezler kızı.İşte bu çok kötü .Eğer okumaya karar werirsen , havanın ısınmaya başladığı kuşların cıvıldadığı bahar mevsimini finallere hazırlanarak ömrünün en güzel 4 yılını heba edersen ve elinde diploma işsiz gezersen gözlerindeki parlaklık da çözüm değildir.Okumuş derler takdir ederler ama işin yok diye yine kızı vermezler.Çok karamsar bi durum.Ama aslında hiç gerek yok bunları düşünmeye biliyomusun.Biraz sessizlik ,2 kadah şarap ve kirli bi çarşaf tüm çıplaklığıyla ortaya serer herşeyi.Bi'şey isticeksen babasından istemeye gerek yok kız zaten verir ..

11 Şubat 2010

i lost the game

Küçüktüm.Çok değil.İnsanlara sahte gülücükler atıyordum penceremden.Duygularım en büyük belirsizliğiydi ruhumun.Ailem ve bir kaç arkadaşım dışında hiçkimse benim için bir anlam ifade etmiyordu,belki onlar bile değil.Özellikle karşı cinsime karşı samimi tek bir duygum bile yoktu.Amaçlarım doğrultusunda hareket ediyordum.Evet ben büyüyordum ama bir dengesizlik söz konusu idi ve kadınların bir et parçasından ibaret olduğu fikri gün geçtikçe tescilleniyordu o cahil beynimde.O günlerde çok fazla internette takılıyordum.Önüme gelen herkesle konuşup aklımca herkese birden sahip olabilceğimi düşünüyordum ve o karmaşık saçma ötesi dönemde karşıma mükemmel bir insan çıktı..
Tamamen değişmiştim.Bugune kadar izlediğim bütün stratejileri siliyordum yavaş yavaş zihnimden ve bir kalbim oldugnu anladım.Hayatıma renk gelmişti.Bugune kadar yaşadığım hiçbir şeyde o anki huzuru bulamamıştım.Hep bana monoton ve saçma gelen defalarca maskemin altından çıplak bedenlere fısıldadığım o 2 kelimenin büyüsüyle hayatım silbaştan değişmişti.Olumlu gelişen bu kadar olaydan sonra ben hayatımın en gereksiz en pişman olucağım ve vicdan azabı denen illeti iliklerime kadar hissetiricek hatasını yaptım.Evet ben aldattım.Herşey bitti.Yaşadıklarım kısa bir film gibi gözümün önüne geliyordu sürekli ve elimden hiçbişey gelmiyordu ne yazık ki.Bir rüyaydı ve uyanmıştım .Uyanmama hakkına sahiptim ama ne yazık ki o kadar hakim değildim kendime.Neden bu kadar uzun yazdım onuda bilmiyorum.
İstiklal'e her çıktığımda sağa sola bakarak yürüyorum iştah açan reyonlara bakan kadınlar gibi.Belki bir umut.Belki seni görürüm diye.Madalyona iki yüzünden de bakmak lazım.Belkide birdaha hiç göremiyeceğim seni ve şuan sen en beğendiğim parfümünün kokusuyla kaplı odanda en sevdiğim kırmızı ojelerini sürerken ben hiç bitmeyen sigaramın dumanı altında aptallığıma kadeh kaldırıyorum..

7 Şubat 2010

Hayatın renkli sayfaları



20 yaşlarında,yaşadığı bu uzun zaman diliminde mutluluga ve hüzüne defalarca kadeh kaldırmış bir genç.Henüz ortaokul diplomasını cebine koyup önünde uzun bi hayat serüveni onu beklerken yolun başında yaşadığı bir aşk acısı ve devamında gelen okul problemi,bi takım ailevi sorunlar,beklentileri karşılayamama düşüncesi,hayattan bıkma hissi,umutsuzluk.Ne kadar olumsuz şeyler canlandı dimi zihninizde.Sonunu az çok tahmin ettiniz gibi.Şimdi hepsini silin beyninizden.Tüm bunları görmezden gelerek hayatla dalga geçebilcek kadar asil ve herşeye rağmen ayakta kalabilen güçlü bi adam tanıdım ben..
Ne kadar ilginç dimi.Zorlukların insanı yıpratabildiği gibi olgunlaştırma potansiyelinin de bir hayli yüksek olduğu gerçeğini gördüm.Hep bir önceki keşfi yeniden tekrarlamak gibi hep el sürülmüş ve üstünde adım izleri olan kadınlarla geçirilen gençlik yılları.Dokunulan tenlerde hep duyguları öldürülmüş bir aşkın ipuçları vardı.Belkide tüm bu yaşanan karmaşıklıktan sonra sevmek sevilmek çok zor şeylerdi.Hayattan intikam almak istercesine koy götüne tavrıyla günlerini öldüren aşk konusunda yeteri kadar canı yanmış biri için zor olur bu dimi.Yaşanılan bunca şeyden sonra tekrar aşkın büyüsüne kapılıp sevip sevilebilmek için bir çok şeyden vazgeçip çabalayarak az da olsa mutluluk arayan bi adam tanıdım ben..
Ben zor kelimesinin anlamını nasıl kolay yitirebildiğine şahit oldum,paylaşmayı,küçücük şeylerden mutlu olabilmeyi,bir günü en az kayıpla nasıl atlatabileceğimi ve en önemlisi de kardeşliği öğrendim.Aslında arkama dönüp bakıyorumda çok şey öğrenmişim ben bu adamdan..




İlk defa duyduğum bir müziğin akısına bırakıyorum kendimi… Nedensizce… Kendimi arıyorum derken ritimlerde biraz daha kayboluyorum… Kalbimin kırıntılarını topluyorum… Yerine koyuyorum her bir parçayı… Zaman aşımına uğramış aşklarımın hepsi lanetlenmiş. Benden çok az şey var artık kalbimde…

Yeniden doğmuş gibiyim… Sanki Tanrı, ruhumu bana ‘bugün’ verdi… Önce yasadığımı anladım… Sonra bir kalbim olduğunu… 18 yasında doğmak Ne kadar garip… İlk nefes aldığımda yaşayamam sandım ama Bak günahkâr bir şehrin ihanet dolu sabahlarındayım şimdilerde ve Sorgusuz, sualsiz işkenceler yasıyor damarlarımda… Kalbim; mezarının beyazlıklarıyla, karanlıklar altında yatıyor... Mumyalandım... Tenim kokuyor... Düşüncelerim çürüyor. Kaçıncı kez ölüp dirilmiştim bilmiyorum... Oysa kanlıydı ellerim... Çok kişi öldürmüştüm kendimle birlikte... Ardı arkası kesilmiyordu cinayetlerimin…

İşte sonuncu dirilişimdeyim…
Gözlerimi açtım hayata…
Ve karşımda sen…
Cansız bir manken gibi…
Öylece kıpırtısız beni izliyorsun…
Ve yüzündeki masumiyet:
Yaşanmış aşkların bilinçaltındaki dürtüsünü yenebilmek için taktığın bir maske.. En kendin olduğun dakikalardan birindesin yine… Bunu fark edebiliyorum…

Anlamını bilmediğim sözcükler gibi yabancısın bana… Silgim kadar acımasızdın geçmişini silerken, belki silgi tozlar kadar kirli… Ve hayatımda açtığım bu yeni sayfa kadar karalanmaya mahkûm.
Şimdi benimle olacağın zaman içindeki yaşayacağın masalını okuyacağım sana.. İyi dinle… Çünkü tekrarı olmayacak.

‘‘Bir varmış...